Retina Damar Tıkanıklıkları

Gözlerimiz, vücudumuzun en karmaşık ve kusursuz işleyen mikroskobik damar ağlarından birine ev sahipliği yapar. Bu narin damar sisteminde meydana gelebilecek en ufak bir aksaklık, görme kalitesini doğrudan ve bazen geri dönülemez bir şekilde etkileyebilir. Retina Damar Tıkanıklıkları, ani görme kayıplarının en sık karşılaşılan nedenleri arasında yer almaktadır.

Retina Damar Tıkanıklığı Nedir?

Nasıl ki kalbimiz veya beynimiz beslenebilmek için kesintisiz bir kan akışına ihtiyaç duyuyorsa, gözümüzün görme işlevini gerçekleştiren ağ tabakası (retina) da aynı şekilde zengin bir oksijen ve besin desteğine ihtiyaç duyar. Retina, merkezden (optik sinir üzerinden) gelen bir ana atardamar (arter) ile beslenir ve kullanılmış, oksijeni azalmış kanı yine merkezden çıkan bir ana toplardamar (ven) aracılığıyla geri gönderir. Bu ana damarlar, retina yüzeyine yayıldıkça daha küçük dallara ayrılır.

Retina damar tıkanıklığı, tıpkı kalpte yaşanan bir kriz veya beyinde yaşanan bir inme (felç) gibi, retinanın atardamar veya toplardamarlarından birinin pıhtı, kireçlenme veya dışarıdan gelen bir baskı nedeniyle tıkanması durumudur. Tıkanıklık sonucunda retina dokusu ya ihtiyacı olan oksijeni alamaz ya da kirli kanı uzaklaştıramadığı için kan göz içine sızar ve dokularda ödem (şişlik) oluşur.

Hastalığın Türleri Nelerdir?

Tıkanan damarın türüne (atardamar veya toplardamar) ve yerine (ana damar veya dal) göre hastalık dört ana kategoriye ayrılır ve her birinin klinik tablosu birbirinden farklıdır:

1. Santral Retina Arter Tıkanıklığı (Ana Atardamar Tıkanıklığı)

Göz sağlığı açısından en acil durumlardan biridir. Göze taze kan ve oksijen getiren ana damarın genellikle boyun veya kalp kaynaklı bir pıhtı (emboli) ile aniden tıkanmasıdır. Retina saniyeler içinde oksijensiz kalır. Hasta, hiçbir ağrı hissetmeden saniyeler içinde o gözünde tam veya tama yakın görme kaybı yaşar. Geri dönüşümsüz hasar çok kısa sürede başladığı için ilk birkaç saat içinde müdahale edilmesi hayati önem taşır.

2. Dal Retina Arter Tıkanıklığı

Ana atardamarın retinaya dağılan daha küçük dallarından birinin tıkanmasıdır. Tıkanan damarın beslediği retina bölgesinde hücre ölümü gerçekleşir. Hasta tam bir körlük yaşamaz, ancak görüş alanının bir kısmında (örneğin sadece üst veya sadece alt yarıda) ani bir kararma veya perde inmesi hisseder.

3. Santral Retina Ven Tıkanıklığı (Ana Toplardamar Tıkanıklığı)

Görme merkezinden kirli kanı uzaklaştıran ana toplardamarın tıkanmasıdır. Kan gözden çıkamadığı için damar içinde basınç artar, damarlar çatlar ve retina dokusu içine yaygın kanamalar ve sıvı sızıntıları başlar. Bu durum özellikle keskin görme noktamız olan makulada şiddetli bir ödeme (Makula Ödemi) yol açar. Görme kaybı arter tıkanıklığı kadar ani ve tam olmasa da, oldukça ciddidir ve hızlı ilerler.

4. Dal Retina Ven Tıkanıklığı

Toplardamarın sadece bir dalının tıkanmasıdır. Kanama ve sıvı sızıntısı sadece tıkanıklığın olduğu retina bölgesiyle sınırlıdır. Hastalarda en sık görülen damar tıkanıklığı tipidir. Eğer sıvı sızıntısı makula (sarı nokta) bölgesine ulaşmazsa hasta durumu fark etmeyebilir, ancak makula etkilenirse görmede ciddi bulanıklaşma ortaya çıkar.

Nedenleri ve Risk Faktörleri Nelerdir?

Retina damar tıkanıklıkları genellikle gözün kendisinden ziyade, vücuttaki sistemik (genel) damar hastalıklarının göze yansıması olarak ortaya çıkar. Bu nedenle altta yatan nedeni bulmak tedavinin en önemli parçasıdır. En belirgin risk faktörleri şunlardır:

  1. Hipertansiyon (Yüksek Tansiyon): Damar duvarlarında sertleşmeye ve daralmaya neden olarak tıkanıklık riskini en çok artıran faktördür.
  2. Ateroskleroz (Damar Sertliği) ve Yüksek Kolesterol: Damar içi plak oluşumları kan akışını engeller.
  3. Diyabet (Şeker Hastalığı): Damar yapısını hücresel boyutta bozarak esnekliği yok eder.
  4. Kalp Hastalıkları: Kalp kapakçık hastalıkları veya ritim bozuklukları, göze pıhtı atmasının temel nedenlerindendir.
  5. Kan Pıhtılaşma Bozuklukları: Kanın normalden daha yoğun ve pıhtılaşmaya meyilli olduğu genetik veya sonradan oluşan kan hastalıkları.
  6. Glokom (Göz Tansiyonu): Göz içindeki yüksek basıncın optik sinirdeki damarlara mekanik baskı yapması sonucu kan akışını yavaşlatması.
  7. Sigara Tüketimi ve İleri Yaş: Damar sağlığını doğrudan tehdit eden evrensel risk faktörleridir.

Hastalığın Belirtileri Nelerdir?

Retina damar tıkanıklıklarının en karakteristik özelliği, dekolmanda olduğu gibi ağrısız olmalarıdır. Tıkanıklığın türüne göre belirtiler değişkenlik gösterir:

  1. Bir gözde aniden ortaya çıkan tam görme kaybı.
  2. Görüş alanının bir bölümünde karanlık alanlar veya gölgelenmeler.
  3. Görmede yavaş yavaş artan veya aniden gelişen bulanıklık, puslu görme.
  4. Düz çizgilerin yamuk, eğri veya dalgalı görünmesi.
  5. İleri evre ven tıkanıklıklarında göz içinde yeni anormal damarların kanamasına bağlı olarak uçuşan siyah noktalar veya örümcek ağları.

Gelişmiş Teşhis ve Tanı Sürecimiz

Damar tıkanıklıklarında tedavi stratejisini belirlemek için hasarın boyutunu tam olarak haritalandırmak gerekir. Kliniğimizde uluslararası hastalara uygulanan kapsamlı tanı yöntemleri şunlardır:

  1. Damla ile Göz Dibi (Fundus) Muayenesi: Retinadaki kanamalar, pamuk atığı şeklindeki beyaz sinir lifi ödemleri ve damar kıvrımları doğrudan tespit edilir.
  2. Göz Anjiyosu (FFA - Fundus Floresein Anjiyografi): Tıkanıklığın türünü ve yerini belirlemede altın standarttır. Kol damarından verilen zararsız bir boya ile gözün kanlanmayan (iskemik) bölgeleri, sızıntı yapan damarlar ve yeni oluşan tehlikeli kılcal damarlar detaylıca görüntülenir.
  3. Optik Koherens Tomografi (OCT): Makulada (sarı noktada) biriken sıvıyı (makula ödemini) mikron seviyesinde ölçer ve tedavinin (örneğin enjeksiyonların) başarısını izlemede düzenli olarak kullanılır.
  4. Sistemik Değerlendirme: Hastalarımız sadece göz hastalıkları açısından değil, aynı zamanda Kardiyoloji ve Dahiliye uzmanları ile konsülte edilerek altta yatan sistemik hastalığın (kalp, tansiyon, pıhtı) tespiti ve tedavisi de koordine edilir.

Retina Damar Tıkanıklığı Tedavi Yöntemleri

Tedavi yaklaşımları arter ve ven tıkanıklıklarına göre büyük farklılıklar gösterir. Tedavinin ana amacı, makula ödemini kurutmak, oksijensiz kalan bölgelerde gelişebilecek komplikasyonları (göz içi kanama ve ağrılı göz tansiyonu) önlemek ve hastanın mevcut görmesini korumaktır.

Ven (Toplardamar) Tıkanıklıkları Tedavisi:

  1. Göz İçi Enjeksiyonlar (Anti-VEGF ve Kortizon): Tıkanıklık sonucu oluşan sızıntıyı ve makula ödemini tedavi etmek için en sık ve en etkili kullandığımız yöntemdir. Göz içine çok ince iğnelerle uygulanan bu ilaçlar sıvı birikimini hızla azaltır. İşlem tamamen ağrısızdır ve belirli periyotlarla (genellikle aylık) tekrarlanması gerekir. Gerekli durumlarda göz içi yavaş salınımlı steroid (kortizon) implantları tercih edilebilir.
  2. Argon Lazer Fotokoagülasyon: Anjiyo sonucunda oksijen gitmeyen (iskemik) retina alanları tespit edilirse, bu bölgelere lazer uygulanarak körlüğe ve ağrılı glokoma neden olabilecek yeni anormal damarların oluşması engellenir.

Arter (Atardamar) Tıkanıklıkları Tedavisi: Santral arter tıkanıklığı saniyelerle yarışılan bir durumdur. İlk 24 saat, özellikle ilk birkaç saat içinde göz içi sıvı basıncını düşürmek (damlalar veya gözden sıvı alınması yoluyla) ve göz küresine masaj yaparak pıhtıyı daha uç dallara itmeye çalışmak gibi acil tıbbi müdahaleler uygulanır. Aynı zamanda hastanın sistemik oksijen tedavisine alınması gerekebilir.


Gözünüzde aniden gelişen bir görme kaybı veya bulanıklık hissediyorsanız, dünyanın neresinde olursanız olun bu durumu hafife almayın.

Sıkça sorulan sorular

Evet, genellikle sabah uyanıldığında veya gün içinde aniden, hiçbir ağrı hissetmeden gelişen ciddi bir görme kaybıdır. Retinadaki ana veya dal toplardamarların tıkanması sonucu gözün içi kan gölüne döner ve ödem oluşur. İlk saatlerde veya günlerde göz içi enjeksiyonlar (Anti-VEGF) ve lazerlerle hızla müdahale edilirse, ödem çözülür ve görme yetisi büyük oranda kurtarılabilir.

Retina damar tıkanıklıkları aslında gözün değil, vücudun (sistemin) bir uyarısıdır. Yüksek tansiyon, diyabet, yüksek kolesterol veya kalp-damar hastalıkları en büyük sebeplerdir. Hastalığın diğer göze geçmesini veya tekrarlamasını önlemek için sadece gözünüzü tedavi etmekle kalmıyor, dahiliye veya kardiyoloji branşlarıyla koordineli bir şekilde sistemik hastalıklarınızı da kontrol altına almanızı sağlıyoruz.

Göz felci zamanla yarışılan bir hastalıktır. Uluslararası hastalarımız kliniğimize ulaştığı dakika, boyasız OCT-A (Göz Anjiyosu) teknolojimizle tıkanan damar saniyeler içinde haritalandırılır. Aynı saat içerisinde göz içi iğne tedaviniz uygulanarak kanama durdurulur. Devlet hastanelerindeki uzun cihaz kuyruklarında vakit (ve görme hücresi) kaybetmeden, VIP hızında şifaya ulaşırsınız.

Tedaviler

Bilgi ve Randevu Formu

Randevu, bilgi ve danışma talepleriniz için formu doldurabilir ya da doğrudan bizimle iletişime geçebilirsiniz.