Dünyayı tüm renkleri, derinliği ve keskinliğiyle algılamamızı sağlayan gözlerimiz, mikroskobik düzeyde son derece hassas ve kusursuz bir dengeye sahiptir. Ancak ilerleyen yaş ve çeşitli çevresel faktörler, bu hassas dengede istenmeyen yapısal değişimlere yol açabilir. Gözün tam görme merkezinde oluşan ve görme kalitesini adeta kırışık bir camın arkasından bakıyormuşçasına bozan Epiretinal Membran, hastaların yaşam kalitesini ciddi şekilde düşüren ancak modern mikrocerrahi yöntemleriyle başarıyla tedavi edilebilen bir rahatsızlıktır. Göz Hastalıkları Uzmanı Ayşe Öner ve alanında uzman cerrahi ekibi olarak, vitreoretinal cerrahideki derin tecrübemiz ve dünya standartlarındaki teknolojik donanımımızla bu ince zarı temizliyoruz.
Tıbbi literatürde "Makuler Pucker", "Selofan Makulopati" veya "Premaküler Fibroplazi" gibi isimlerle de anılan Epiretinal Membran (ERM), gözün en iç tabakası olan retinanın ve özellikle keskin, detaylı görmeden sorumlu olan makula (sarı nokta) bölgesinin hemen üzerinde oluşan, normalde orada bulunmayan, ince, yarı saydam ve zar şeklinde bir dokudur.
Bu durumu daha iyi anlayabilmek için, fotoğraf makinesinin filmine benzettiğimiz retinanın üzerine ince, şeffaf bir selofan bandın yapıştığını hayal edebilirsiniz. Başlangıçta sadece şeffaf bir zar olan bu doku, zamanla büzüşmeye ve kasılmaya başlar. Büzüşen bu zar, hemen altında yer alan hassas makula dokusunu mekanik olarak çeker, kırıştırır ve retinanın o pürüzsüz anatomik yapısını bozar. Retinadaki bu fiziksel kırışıklık ve çekinti (traksiyon), hastanın merkezi görmesinde ciddi dalgalanmalara, bulanıklıklara ve şekil bozukluklarına neden olur.
Epiretinal membran gelişimi çoğunlukla yaşlanma sürecinin doğal bir sonucu olarak ortaya çıkar. Hastaların büyük bir kısmında, zar oluşumunu tetikleyen spesifik bir altta yatan hastalık bulunmaz; bu duruma "İdiyopatik Epiretinal Membran" adı verilir. Hastalığın oluşum mekanizmasındaki en temel etkenler ve risk faktörleri şunlardır:
Hastalık genellikle yavaş ve sinsi bir şekilde ilerler. İlk evrelerde, zar henüz ince ve büzüşmemişken hasta hiçbir şikayet hissetmeyebilir. Ancak membran kalınlaşıp retinayı büzüştürmeye başladıkça aşağıdaki spesifik belirtiler ortaya çıkar:
Epiretinal membran teşhisi ve cerrahi planlaması, mikronluk hassasiyet gerektiren ileri teknoloji cihazlarla yapılmaktadır. Kliniğimizde uygulanan başlıca teşhis yöntemleri şunlardır:
Epiretinal membranın ilaç, göz damlası, gözlük veya lazer ile tedavisi mümkün değildir. Tedavinin şekli ve zamanlaması hastanın şikayetlerinin şiddetine ve membranın retinada yarattığı hasara göre belirlenir.
Gözlem ve Takip: Membran çok inceyse, hastanın günlük hayatını etkileyen bir görme bozukluğu yoksa ve retinada ciddi bir çekinti yaratmamışsa, hemen ameliyat kararı alınmaz. Düzenli OCT çekimleriyle zarın ilerlemesi takip edilir.
Pars Plana Vitrektomi ve Membran Soyma Cerrahisi: Zar kalınlaşmış, görme kalitesini ciddi oranda düşürmüş ve retinada büzüşme (pucker) yaratmışsa tek tedavi yöntemi cerrahidir. Vitrektomi adı verilen bu ameliyat, göz cerrahisinin en hassas ve üst düzey beceri gerektiren operasyonlarından biridir:
Ameliyat sonrası iyileşme süreci kademelidir. Görme kalitesindeki artış ve eğri görme şikayetlerinin düzelmesi ameliyattan sonraki haftalar ve aylar içinde yavaş yavaş gerçekleşir.
Görüşünüzdeki eğrilikler, hayatınızın doğrularını gölgelemesin. Gözlerinizi en ileri teknolojiye ve güvenilir cerrahi ellere emanet etmek, net ve kaliteli bir görüşe yeniden kavuşmak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Evet, tarif ettiğiniz bu "çarpık görme" (Metamorfopsi) durumu, Epiretinal Membran (sarı noktada zar oluşumu) hastalığının en tipik ve en büyük belirtisidir. Göz arkasındaki jelin sarı noktanın üzerinde bıraktığı şeffaf bir zar, zamanla büzüşerek altındaki retina tabakasını adeta bir kağıt gibi kırıştırır. Bu anatomik kırışıklık, görüşünüzü bir lunapark aynası gibi yamultur. Kesin tanı saniyeler süren OCT çekimi ile konulur.
Bu operasyon oftalmolojinin "kuyumcu işçiliği" gerektiren en hassas ameliyatıdır (Vitrektomi ile Zar Soyma). Doğru cerrahın elinde tehlikeli değil, aksine son derece güvenli ve sonuçları yüz güldürücü bir mikrocerrahidir. Dr. Ayşe Öner, özel biyolojik boyalar ve mikroskobik cımbızlar kullanarak, görme hücrelerinize mikronluk bir zarar bile vermeden bu kırışık zarı kusursuz bir şekilde soyar.
Ameliyat bittiği an, retinanızı buruşturan zar fiziksel olarak gözünüzden tamamen temizlenmiş olur (anatomik başarı). Ancak kırışmış olan retina dokusunun bir çarşaf gibi kendi kendine düzelip düzleşmesi ve beynin bu yeni düz görüntüye alışması haftalar, bazen aylar sürer. İyileşme süreci kademeli bir süreçtir. Yurt dışındaki hastalarımız bu süreci, tele-tıp sistemimiz üzerinden yolladıkları OCT sonuçları ile uzaktan ve güvenle takip ettirebilirler.
Randevu, bilgi ve danışma talepleriniz için formu doldurabilir ya da doğrudan bizimle iletişime geçebilirsiniz.