Göz sağlığımız, günlük yaşamımızı bağımsız ve kaliteli bir şekilde sürdürebilmemizin en temel anahtarıdır. Özellikle odaklandığımız noktayı net görmemizi sağlayan merkezi görme alanımızda meydana gelen en ufak bir hasar, okumaktan araç kullanmaya kadar birçok aktiviteyi imkansız hale getirebilir. İlerleyen yaşla veya çeşitli göz travmalarıyla ortaya çıkabilen ve merkezi görmeyi doğrudan tehdit eden Makula Deliği, zamanında ve doğru cerrahi müdahale ile tedavi edilebilen bir rahatsızlıktır. Göz Hastalıkları Uzmanı Ayşe Öner ve deneyimli cerrahi ekibi olarak, vitreoretinal cerrahi alanındaki derin tecrübemiz ve üstün teknolojik altyapımızla bu zorlu hastalığın üstesinden geliyoruz.
Gözümüzün arka iç duvarını kaplayan, ışığa duyarlı sinir hücrelerinden oluşan ağ tabakaya retina adı verilir. Retinanın tam merkezinde yer alan, yaklaşık bir toplu iğne başı büyüklüğündeki milimetrik alana ise makula (sarı nokta) denir. Makula, görme keskinliğimizin en yüksek olduğu, ince detayları, renkleri ve yüzleri tanımamızı sağlayan, "merkezi görme" işleminden sorumlu olan en hayati bölgedir.
Makula deliği (Macular Hole), adından da anlaşılacağı üzere, bu hassas ve kritik bölgenin tam ortasında, sinir hücrelerinin birbirinden ayrılarak anatomik bir yırtık, yani bir "delik" oluşturması durumudur. Bu delik nedeniyle makula bölgesindeki ışık algılayıcı hücreler bütünlüğünü kaybeder ve hastanın tam odaklandığı noktadaki görüntüler beyne eksik veya bozuk olarak iletilir. Sonuç olarak, çevresel (periferik) görme sağlam kalmasına rağmen, merkezi görüşte ciddi bir kayıp, bulanıklık veya karanlık bir leke ortaya çıkar.
Makula deliğinin gelişimindeki en temel faktör, gözün yaşlanma sürecidir. Hastalık genellikle 60 yaş ve üzeri bireylerde ortaya çıkar ve kadınlarda erkeklere oranla biraz daha sık görülür. Hastalığın oluşum mekanizması şu temel nedenlere dayanır:
Bunun dışında daha nadir görülen risk faktörleri şunlardır:
Makula deliği oluşumu tamamen ağrısız bir süreçtir. Hastalık genellikle tek gözde başlar ve diğer göz sağlam olduğu için hasta durumu erken evrelerde fark edemeyebilir. Deliğin büyüklüğüne ve derinliğine bağlı olarak şu şikayetler ortaya çıkar:
Göz sağlığında erken teşhis, cerrahi başarının temelini oluşturur. Uzman Dr. Ayşe Öner ve ekibi olarak, kliniğimize başvuran hastalarımızda en güncel teşhis cihazlarını kullanıyoruz:
Makula deliğinin ilaçla, damlayla veya gözlükle tedavisi mümkün değildir. Deliğin kendiliğinden kapanma ihtimali (çok erken, henüz tam kat olmayan evreler hariç) neredeyse yoktur. Tek ve kesin çözüm, ileri teknoloji gerektiren mikrocerrahi yöntemidir.
Pars Plana Vitrektomi Ameliyatı: Makula cerrahisi, göz hastalıkları alanındaki en hassas ve beceri gerektiren operasyonlardan biridir. Dr. Ayşe Öner’in binlerce vakalık vitrektomi deneyimi, bu ameliyatlardaki başarı oranımızı dünya standartlarının üzerine taşımaktadır. Ameliyat süreci şu şekilde ilerler:
Ameliyat Sonrası "Yüzüstü Pozisyon" Önemi: Ameliyatın başarısı sadece cerrahiye değil, ameliyat sonrası hastanın uyumuna da bağlıdır. Göz içine konulan gazın, tam arkada yer alan makula deliğine baskı yapabilmesi için, hastanın yerçekiminden faydalanması gerekir. Bu nedenle hastalarımızın ameliyat sonrasındaki 1 ila 3 gün boyunca günün büyük bir bölümünü (uyku dahil) başları yere bakacak şekilde "yüzüstü pozisyonda" geçirmeleri hayati önem taşır. Konulan gaz, haftalar içinde vücut tarafından emilerek yerini gözün kendi doğal sıvısına bırakır.
Görme merkezinizde oluşan bir hasar, hayatınızın merkezine yerleşmesin. Makula deliği teşhisi aldıysanız veya merkezi görmenizde bozulmalar yaşıyorsanız, dünyanın en iyi teknolojileri ve tecrübeli elleriyle sağlığınıza kavuşmak için bizimle iletişime geçin.
Sarı noktada (makulada) oluşan anatomik bir doku kopması olan makula deliğinin, damla, ilaç veya lazerle tedavisi yoktur. Kendiliğinden kapanma ihtimali (çok erken başlangıç evresi hariç) sıfıra yakındır. Hastalığın dünyadaki tek kesin tedavisi, mikro-cerrahi yöntem olan "Vitrektomi ve Zar Soyma (Membran Peeling)" ameliyatıdır.
Ameliyat sırasında, deliğin çevresindeki mikroskobik zarlar temizlendikten sonra göz içine genleşen bir gaz doldurulur. Bu gaz balonu, bir tampon görevi görerek açık olan deliğe içeriden baskı yapar ve dokuların birbirine yapışıp kapanmasını sağlar. Gazın hafif olması nedeniyle yukarı (gözün arkasına) baskı yapabilmesi için, ameliyattan sonra genellikle 5 ila 7 gün boyunca yüzüstü (yere bakacak şekilde) yatmanız hayati önem taşır. Bu, ameliyatın başarısını belirleyen en önemli faktördür.
Ameliyatınız sıfır bekleme süresiyle usta ellerde gerçekleştirilir. Ancak gözünüzde gaz olduğu için uçağa binmeniz yasaktır. Asistanlarımız, sizin için kliniğimize yakın lüks bir otelde "nekahat (iyileşme) konaklaması" organize eder. Yüzüstü yatış sürecinizi ev konforunda tamamlarsınız. Uçuş yasağı süresi bittiğinde veya alternatif güvenli kara/deniz yolu transferleriyle ülkenize dönmeniz, sağlık turizmi ekibimiz tarafından adım adım planlanır.
Randevu, bilgi ve danışma talepleriniz için formu doldurabilir ya da doğrudan bizimle iletişime geçebilirsiniz.